www.franz-kafka.org    

x

 

x

 

Eserleri

 


 

"Bir aziz değildi Kafka, aziz olmanın çok ötesindeydi: Bir büyük yazardı. Eserleri de bir çağın son modası olmanın çok ötesindedir; doğrudan dünya edebiyatıdır"

 

Ernst Fischer

 

 

Yaşamı Ve Eserleri;

 

Yaşamı;

 

Yaşamı ve eserleri simgesel bir nitelik taşıyan Kafka; varoluşu daha başından kaybedilmiş bir savaşım olarak ele alırken; kimi tarihçiler tarafından dışavurumculuğun temsilcileri arasında sayılmıştır. Kafka'nın topluma bakışı onlara yaklaşırsa da, alaycı karamsarlığı; dışavurumcuların yergisinden çok daha katıdır.Franz Kafka’ nın yazmış olduğu Değişim adlı roman ilk defa 1915 yılında basılmıştır.

 

3 Temmuz 1883'te, taşralı bir Çek proletaryasından gelip, zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile, zengin ve aydın bir Alman yahudisi annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kafka; çeşitli ailevi ve toplumsal nedenler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü.

 

Kafka'nın babasıyla ilişkisi tüm ilişkilerine ve eserlerine bir temel oluşturur. İnsanın, çarkların nasıl işlediği anlaşılamayan ve amacının benimsenmediği bu toplumsal ve siyasal düzenek içerisinde; peşin bir suçluluk duygusu taşıması kaçınılmazdır. Dillerin anlaşılmaz olduğu, davranışların ise belli kalıplara sıkışıp kaldığı insan ilişkilerinde, tamamen aynı olan hareketler ve aynı kelimeler tekrarlanırken, Kafka daha o zamanlar, kitle iletişim araçlarının oluşturduğu evrende hakim olacak iletişimsizliği sezmiştir. Babasına yazdığı 100 sayfalık Babaya Mektup; hiçbir zaman adresine ulaşamayacaktır. Bu mektup; Kafka'nın babasını hem küçümsediğinin hem de ona hayranlık duyduğunun belgesidir. Dava'nın son kelimelerini, yine bu kaybedilmiş baba oğul ilişkisinden yola çıkarak yazacak, babasına ve kendisine duyduğu güveni kaybettiğini; "... sanki utanç onun ardından da varlığını sürdürecekti" cümlesiyle ifade edecekti. Değişim'in kahramanı Gregor Samsa ise; üç şeye karşı çıkmaktadır: baba    otoritesinin baskısına, duygusal yaşamın yok olmasına ve ekonomik sömürüye.

 

Gregor Samsa, babasının iflas etmesi sonucunda yıkıma uğrayan ailesine yardım etmektedir. Karabasanlarla dolu bir gecenin sonucunda, dev bir hamam böceğine dönüşen Samsa, aile bireyleri için bir tiksinme ve utanç kaynağı olmuştur ancak insan gibi hissetmeyi ve düşünmeyi sürdürmektedir. Nihayet, bir gece kız kardeşinin çaldığı kemanın sesine kapılarak saklandığı delikten çıkar, ailesinin arasına katılmaya çalışır, ancak oradan dövülüp kovulduktan sonra, bir köşede ölüp gider. Kalıntılarının hizmetçi tarafından sanki bir çöp yığınıymışçasına süpürülüp atılmasıyla sona eren "Dönüşüm", Kafka'nın hissettiği ümitsizlik, işe yaramama ve aile bireyleri tarafından küçümsenme duygusuna açıklık getirmektedir. Böcek Samsa bir süre utanç dolu ve anlamsız bir yaşam sürdükten sonra pis ve yalnız bir şekilde ölür. Kafka bu tür bir ölümün kendisi için de olası bir son olduğuna inanır. Hayvanların ağzından anlattığı birçok öyküde kendi komplekslerini ve korkularını yansıtır. İnsan olmanın korkutucu yönlerini anlatır. Bir Akademi İçin Rapor' adlı öykü bir maymunun ağzından anlatılır. Maymun nasıl insan olduğundan bahsederken bunun hiç de zor olmadığını söyler ve hayvanat bahçesindeki kafesinden insanları izlerken şöyle düşündüğünü anlatır; "Demek bu adam ya da adamlar serbestçe hareket etmekteydiler. Hiç kimse, eğer kendileri gibi olursam demir parmaklıkların açılacağına ilişkin söz vemıiyordu bana.. ama... insanları taklit etmek ne kadar kolaydı! Daha ilk günlerde tükürmesini öğrenmişti...''

 

Eserlerinde sık sık bürokrasiyi, insanın yalnızlığını, güçsüzlüğünü ve boyun eğmişliğini ele alan Kafka'nın özgünlüğü, iç sıkıntısının artışını ruhbilimsel çözümlemelerle değil, gerçeği beklenmedik bir açıklamayla aydınlatarak, somut nesneleri ve gündelik ilişkileri fizik ötesi kuşkunun bir göstergesi biçiminde ele alarak çağrıştırmasından kaynaklanır.

 

Kafka'nın yapıtları , yalnızca insanlık durumunun genel ve örnek bir görünümünü veren "düşkırıklığıyla son bulmuş bir tasarı" olarak değerlendirilemez . O’ nun öyküleri , romanları ve güncesi aynı zamanda bir korku , sıkıntı , dehşet dünyasının yaratılmasıdır.

 

Börünümleriyle güven verici olan insanların ve nesnelerin oluşturduğu gündelik dünya , Kafka'da , gerçek sandığı dünyanın bir kabusa dönüştüğünü gören , korkuya kapılmış bir kahramanın gözleri önünde gizemli tehditlerle , anlaşılması güç güvensizliklerle dolar.

 

1917 Ağustosu'nda başlayan kanlı öksürükler Franz Kafka' yı yedi yıl sonra Viyana yakınlarında bir sanatoryumda öldürdü. Ölürken tuhaf bir huzur içindeydi. Belki de yanında kendisinden oldukça küçük bir kadın olan Dora Diamant olduğu içindi bu, öyle ya ilk defa mektup yazmadan konuşabileceği bir kadına sahipti ama ne acı ki ölmek üzere olan bir adam için bunun fazla bir değeri yoktu.

 

 

Eserleri;

 

Bir Savaşın Tasviri (1909)
Yargı (1913)
Gözlem (1913)
Değişim (1915)
Ceza Sömürgesi (1919)
Açlık Sanatçısı (1922)
Şarkici Jozefin ya da Fareler Ulusu (1924)
Dava (1925)
Şato (1926)
Amerika (1927)
Çin Seddi (1931)
Babaya Mektup

 

 

 
Açlık Sanatçısı;

Bir trapez sanatçısı -çok iyi bilinir ki; çalışmaları büyük varyete tiyatrolarına ait kubbelerin yükseklerinde yapılan bu sanat, insanoğlu tarafından en zor kazanılan sanatlardandır- trapeze her çıkışında aynı cesareti gösterebilmek için, önce mükemmellik adına bir çaba, sonraları ise zorba bir alışkanlık olarak, hayatını bütün gün ve gece boyunca trapez üzerinde kalabilecek şekilde düzenlemişti. Zaten son derece ikincil olan bütün ihtiyaçları da onu aşağıdan seyrederek nöbetleşe çalışan ve gerekli olan her şeyi yukarıya gönderip almak için yapılmış özel bir kutu kullanan yardımcılar tarafından karşılanırdı.
 

 

Aforizmalar;

Bu kitapta "Günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine aforizmalar" ve "O: 1920 günlüğünden aforizmalar" başlıklarıyla iki ayrı bölümde yayınlanan aforizmaları Franz Kafka, Ekim 1917 ile Şubat 1920 arasında, kısa süre iki yaratıcılık döneminde yazmıştır. O tarihlerde Kafka'nın iç dünyası büyük yıkımlarla karşı karşıyaydı: vereme yakalandığını daha yeni öğrenmiş; uzatmalı nişanlısı Felice Bauer'den ayrılmış; 1908'den 1922'ye kadar çalıştığı İşçi Kaza Sigortası Şirketi'nden hastalandığından ötürü uzun süreli bir izin almış ve 'tek oğullarının' ailesine ne evliliğini ne de ünlü bir yazar olarak kabul edildiğini görme mutluluğunu tattıramayacağını artık kabullenmişti.
 

 

Akbaba;

Kafka'daki yüceltim, yaratısından daha az hayranlık uyandırıcıdır. Yapıtlarında tek bir insan türü vardır: Homo Domesticus. Hem Yahudi hem de Alman olan bu insan, ne kadar alçakgönüllü de olsa, herhangi bir dizgide yer almaya can atar; evrende, bir bakanlıkta, bir tımarhaneden ya da bir hapishane. Yalnızca amaç ve doğal çevre vazgeçilmezdir; ne masalın yüceltileri ne de ruhbilimsel irdeleme. Bu nedenle öyküleri romanlarından üstündür; bu nedenle, elimizdeki öykü seçkisinin, bu esişiz yazarın değerini tam olarak kavramamızı sağladığını söylemek doğru olur.
 

 

Amerika;

Varoluşu, doğuştan yitirilmiş bir savaşım olarak gören Franz Kafka için yazma eylemi, kutsal bir börev, bir tür tapınma gibidir. İktidarın her türüyle çatışmayı yapıtlarının eksenine oturtan yazar, kendi varlığını ona kabul ettirmeyi de yansılar yapıtlarında. Rüyalar, simgeler, bilinçaltının işleyişi, ustalığının ortaya çıktığı ruh bilimsel alanlardır; yalnızlık, suçluluk duygusu, kişilik kaybı gibi haller, onun oluşturmaya çalıştığı bir tür İnsanlık Komedyasının bileşenleridir. Kayıp (Amerika) adlı anlatısı bu örgelerin uygulaması, bir tür "keşif" olarak da görülebilir.
 

 

Babama Mektuplar;

Çok sevgili babacığım! Bana son günlerde bir ara, senden korktuğum gibi bir savı hangi nedenle ileri sürdüğümü sormuştun. Her zamanki gibi bir yanıt bulup verememiş, bu da işte biraz yine senden korkmamdan, biraz senden korkmamın nedeninin pek çok ayrıntıyı içermesinden, dolayısıyla bunları yarı buçuk da olsa sözle belirtemeyeceğimden kaynaklanmıştı. Şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zekâ gücümü enikonu aşacaktır.
 

 

Bir Köpeğin Araştırmaları;

Uzun süre insanların etkisi altında kaldığı için gerçek köpeklere nerdeyse yabancılaşmış bir köpeğin gözünden anlatılır.
 

 

Bir Köy Hekimi;

Yeni bir avukatımız var: Dr. Bucephalus. Uzaktan bakıldığında Makedonyalı İskender'e yardım etmiş bir savaş atını andıracak tek özelliği yok. Fakat bu adı bilenler, avukatın görünüşünde kimi özellikler bulabilir yine de. Örneğin, geçen gün adliye sarayının dışındaki merdivenlerde akıldan yana şansı olmamış bir mübaşir gördüm: Dr. Bucaphelus, ayaklarını alışılmıştan yukarı kaldırıp mermerde çın çın öten adımlarla basamakları tırmanırken, mübaşir, at yarışlarını kaçırmayan bir küçük uzmana has bakışlarla, hayranlıkla onu izliyordu.
 

 

Ceza Sömürgesi;

Kafka külliyatından seçilen biri kısa dört öykü, okuru, yazarın metaforlarla döşeli labirentler dünyasında heyecanlı ve alışılmadık bir okuma serüvenine davet ediyor. Okur, gerçek hayat ile Kafka öykülerindeki metaforların, imgelerin arasında yayılmış geniş bir derin uçurumda, her iki yanı birbirine bağlayıp bir anlam kurmaya çalıştıkça okumanın da bir 'emek' işi olduğunu fark ediyor. Ödülü büyük bir emek işi.
 

 

Dava;

Gerçekdışı niteliğiyle Kafka'nın şaşırtıcı yapıtları arasında çok önemli bir yeri olan Dava, tamamlanmamış bölümleriyle birlikte yazarın ölümünden iki yıl sonra, 1926'da yayımlanmıştır.
Bir sabah ansızın tutuklandığını, ama normal yaşamına devam edebileceğini öğrenen Josef K. neyle suçlandığı bildirilmediği için önce bunu bir şaka sansa da, kısa sürede durumun ciddiyetini kavrar. Ancak ne mahkemeye çıkarılır ne de savcılarla görüşebilir. Çalıştığı bankada, kaldığı pansiyonda, gittiği yerlerde herkes, anlaşılmaz bir biçimde bu davadan haberdardır."Yitirmişliğin yazarı Kafka; var oluşun kendisini alaycı bir umutsuzlukla, yenilgiyi baştan kabullenerek karşılar; çünkü o, yitmişlik ve yitirmişliğin yazgı ortağıdır da; Hıristiyan diyarında yaşayan bir Yahudi'dir, sanat sevmez bir aileden geliyordur; ana dilini konuşamadığı bir ülkede yaşıyordur...
Yazarın Dava adlı bu yapıtı da bir yitirilmişliğe ayna tutarak, gücü ellerinde bulunduranların bir yaşamı sessiz ve rahatça ortadan nasıl kaldırıldığını yansılar: Keskin alaycı, umutsuz.
 

 

Dönüşüm (Değişim);

Yaşamın sorgulama gereği duyulmayan kemikleşmiş kurallarına, insan ilişkilerindeki kalıpsallığa bir başkaldırının öyküsü Değişim. Gregor Samsa'nın, bilincini yitirmeden, sadece görünüşte bir böceğe dönüşmesi, fakat hala kendisi olduğunu bir türlü ailesine ve çevresine anlatamamasının tragedyası. Eleştirmeyen, teslimiyetçi birey kimliğine açık bir başkaldırı. Değişim, 37 yaşında ölen Kafka'nın yaşarken birçoğunu yaktığı, ölürken de dostu Max Brod'a kalanların yayınlanmamasını vasiyet ettiği kitapları yanında güvenle yayınladığı, dünya klasikleri arasında tereddütsüz yerini alan dev eseri.
 

 

Duruşma;

Bu zorlayıcı ve isabetli roman, modern bürokrasinin anlamsızlığını ve gelmekte olan totalitarizmi anlatıyor.
— Mordecai Richler-

 

'Birisi Joseph K. ile ilgili olarak yanlış bir suçlamada bulunmuş olmalıydı, çünkü yanlış bir şey yapmamasına rağmen bir sabah tutuklandı.' Bu ilk cümleden itibaren, terörü diğerlerinden daha iyi algılayan bir romanda, K. var olma hakkı için yargılanmaktadır. Bu romanın İngilizce çevirisini yapan İdris Parry, yazdığı giriş bölümünde Duruşma ile Kafka'nın Felice Bauer'le bozulan nişanı arasındaki ilişkiyi işaret etmektedir.

 

"Bu eserin kaderi ve belki de büyüklüğü, her şeyi sunması, ama hiçbir şeyi teyit etmemesinde yatmaktadır."
 

Albert Camus
 

Günceler;
 

Kafka'nın günceleri 1910–1923 (40 yaşında öldüğü tarihten bir yıl öncesi) tarihleri arasını kapsamaktadır. Günceler, bize yaşamış olduğu olağanüstü iç dünyasını yansıtırlar. Belki de ondan yarattıkları acıdan kurtulmak amacıyla burada, korkularını, yalnızlığını, düş kırıklıklarını, suçluluk duygularını, dışlanmışlık duyumsamalarını açıklamıştır. Aralarda gerçek yaşama atılan kısa bakışlar, taptığı babası ile ilgili anılar ve evlenemediği kadınlar yer alır. Ve bu kişisel yaşam kaydıyla, Kafka; bir yazar olarak, gerçek ifade biçimini aramakta ve deneylemektedir.
Belki de çağının en ilginç yazarıydı.
Garip ve insanı şaşırtan bir dahiydi!
 

 

Mavi Oktav Defteri;

Her insan içinde bir oda taşır. Bunu işitme duyusuyla bile kanıtlamak mümkündür. Diyelim ki gecedir, dört bir yanda sessizlik hüküm sürerken biri seri adımlarla ilerlemektedir; bir kulak kabartan çıkarsa, duvara tam tutturulmamış bir aynanın takırdamasını işitebilir örneğin.
 

 

Metamorfoz;

Franz Kafka, en kişisel engellemelerini, kaygılarını ve fantezilerini, zamanın çok ötesinde yaratıcı hikâyeleri romanlarına taşıyarak, şaşkın ve korkmuş yirminci yüzyıl insanlarının evrensel sözcüsü olmuştur.
O, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun bir sömürge karakolu olan Prag'da yaşayan biri, Bohem dili konuşulan Prag'da Almanca konuşan topluluğun bir üyesi, Almanca konuşanlar arasında bir Yahudi, Yahudiler arasında da tam bir bireyciydi. Ama kendisi dâhil olduğu bütün azınlıkların konumunun üstündeydi. Bu kitaptaki beş hikaye, Kafka'nın dorukta olduğu dönemde yazılmıştır; hepsi o hayattayken güvenilir versiyonlarla yayınlanmıştır. Bu hikâyelerin her biri, onun düşüncesinin birçok yönünün, başlıca konularının ve tarzlarının, sürekli saplantılarının tam anlamıyla birer örneğidir.
 

 

Milena'ya Mektuplar;

Çek asıllı yazar Franz Kafka 1883 yılında Prag'da doğdu. Ana dili Almanca olduğu için tüm yazılarını Almanca yazıyordu. Milena’da Kafka'nın yazılarını Çekçe'ye çeviriyordu. Tanışmaları bu sayede oldu. İlk başlarda arkadaşça mektuplaşmaya başladılar ama bu arkadaşlık zamanla büyük bir aşka dönüştü. 2 âşık sadece 2 ya da 3 kez görüşebildiler.
Bu kitapta Kafka'nın Milena'ya yazdıkları mektuplara yer verildi. Çünkü Milena'nın Kafka'ya yazdığı mektuplar hiç ele geçmedi ve ne oldukları da asla bilinemedi.
 

 

Ottla'ya Ve Ailesine Mektuplar;

Kafka, kız kardeşi Ottla'ya (ve diğer aile bireylerine) yazdığı bu mektuplarda sevecen, yardımsever, şakacı bir ağabey ve bulunmaz bir arkadaştır. Hartmund Binder'le Klaus Wagenbach tarafından baskıya hazırlanan bu kitapta; Kafka'nın alçakgönüllülükle gururu, fedakarlıkla bağımsızlığı, ürkeklikle cesareti şaşmaz bir denge içinde kendisinde barındıran saf, dürüst ve tutarlı bir insan olarak gördüğü kız kardeşi Ottla'ya 25 yıl boyunca yazdığı mektuplar ve kartlar yer almaktadır.
Kafka, zaman zaman kaçıp sığındığı, sırdaşı olan ve yaşamı Auschwitz Toplama Kampı'nda sona eren kızkardeşi Ottla'ya yazdığı bu mektuplarda sıcak ve sevgi dolu bir ilişkinin, dostluğun örneğini vererek biraz daha yaklaşıyor bize
 

 

Sevgili Felice'ye Mektuplar;

"O kadının kim olduğunu fazla merak etmiyordum, onu hemen olduğu gibi kabul etmiştim. Kemikli ve anlamsız yüzü, anlamsızlığını hemen ortaya koyuyordu. Boynu çıplaktı. Bir bluzu öylesine giyivermişti. Çok evcimen görünüyordu..." Bu, Kafka'nın, arkadaşı Max Brod'un Prag'daki evinde, 13 Ağustos 1912 yılında Felice Bauer'i ilk gördüğünde edindiği izlenimdi. İlgi duymamış olmasına rağmen, güncesini ilgi çekici bir notla tamamlıyordu: "Ona ilk kez dikkatli olarak otururken baktım, oturduğumda ise sarsılmaz bir fikre sahip olmuştum."
Idris PARRY
 

İki kez nişanlandığı Felice Bauer, Kafka'ya Duruşma adlı romanını yazmasında ilham kaynağı olmuştur. İlginçtir ki, Kafka aşk ateşiyle yanarken edebi kimliğinin en üst noktasına ulaşmış ve bu gücü kaybedeceğinden korktuğu için de çoğu zaman ilişkisini bir evliliğe götürmemek için çeşitli 'gerçek bahaneler' ortaya koymuştur. Kafka'nın edebi kimliği, ancak günceleriyle ve mektuplarıyla tam anlamıyla kavranabilir.
 

 

Şarkıcı Josefine Yada Fare Ulusu;

Yaşamının ve yapıtının ortak yanı, Camus'nün dediği gibi "her şeyi sunmak ve hiçbir şeyi doğrulamamak"... Biraz da yaşamayı, bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görmek... Yazılarının büyük bir bölümünü yarım bırakması bunun bir göstergesi olabilir mi? Peki, kendi açık isteğine rağmen yapıtlarının tanınması ve bunca sevilmesine ne demeli?
Franz Kafka'dan içinizdeki donmuş denizin buzlarını kırıp parçalayacak 28 öykü...
 

 

Şato;

Egemenliğin kurumsallaşmış alanı olan bürokratik düzeneğin dişlilerine takılıp kalmayı, ileriye doğru bir adım bile atamamayı görünürleştiriyor Şato ile Franz Kafka; sınırlarının genişliği kestirilmeyen bir yerleşimde, "Yeryazımcı" kahramanıyla, statükoyu kırmayı, iktidarın nerelere kadar yayılıp örgütlenebileceğine ilişkin bir taslak çıkarmak deniyor; olanca mutsuzluklarına rağmen, özgürleşemeyen, belki de özgürleşmek istemeyen köylüleri o bildik, acılı alaylı biçemiyle okurun bilincine kazıyor.
 

 

Taşrada Düğün Hazırlıkları;

Antreden gelip büyük kapı boşluğuna ayak atan Eduard Raban baktı ki, yağmur yağıyor. Ufak ufak serpiştiren bir yağmur.
 

Hemen önündeki yaya kaldırımdan değişik adımlarla pek çok insan geçiyordu. Bazen aradan biri çıkıyor, yoldan vurup karşıya seğirtiyordu. Küçük bir kız, yorgun bir köpekçik taşıyordu ileriye doğru uzanmış ellerinde.
 

 

Kafka'yla ilgili diğer yazınsal çalışmalar;

 

Kafka'da İnanç Ve Umutsuzluk

 

Romancı ve denemeci olan Max Brod, Kafka'nın yakın dostuydu. Kafka'nın yaşam öyküsü ve Kafka üzerine birçok denemeyi kaleme aldı. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali üzerine, Telaviv'e yerleşti. "Kafka'da İnanç ve Umutsuzluk", Max Brod'un Kafka üzerine yazdığı öznel düşüncelerinden oluşuyor. Bu düşünceler, doğru ya da yanlış olmalarından öte Kafka tartışmalarında önemli tezlerden birini oluşturmalarıyla değer taşıyor.

 

 

Kafka İle Söyleşiler;

 

Gustav Janouch'un yirmili yıllarda Kafka ile yaptığı bu söyleşilerde, sanatçının dinsel, yazınsal ve kişisel konular üzerine görüşleri yer almaktadır.

 

 

 

Son Eklenenler

 

Linkler
 
scritturaimmanente.it
 

Makaleler
 
Kıvanç KOÇAK
 

Analiz
 
Heinz Politzer
 

Öyküler
 
Köprü